‘Yerel tedarik Türkiye için fırsat olabilir’

Koronavirüs salgını yerel üretimin ve tedariğin önemini artırdı. Unilever Türkiye, Orta Asya ve İran Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Seçkin, bunun Türkiye için bir fırsat olabileceğini, özellikle tarım alanında bunun kısa sürede görüleceğini söyledi.

Hızlı tüketim ürünleri satan küresel bir şirket olan Unilever’in Türkiye, Orta Asya ve İran Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Seçkin’le dijital platformda bir araya geldik, pandemi sonrasını, yeni yol haritalarını konuştuk. Krize ilk tepkilerinin, üretmeye devam etmek olduğunu kaydeden Seçkin ”Gıda ve hijyen üreten bir şirket olarak şalteri indirme lüksümüz yoktu. Üretime ara vermedik, hatları durdurmadık. Hiçbir arkadaşımızı işten çıkarmadık. Çalışanlarımızın ve ailelerinin sağlığını ve güvenliğini korumak amacıyla, en erken şekilde aksiyon alarak evden çalışabilecek olan fonksiyonlarımızı evden çalışmaya yönlendirdik. Fabrikalarımızda üretime devam eden ve saha satış operasyonunda çalışan, distribütör kadrolarımızda çalışan tüm arkadaşlarımız dahil olmak üzere en yüksek güvenlik tedbirleri aldık. Ev dışı tüketim kanalımızın negatif etkilenmesi nedeniyle burada çalışan yaklaşık 100 arkadaşımızı daha aktif çalışabilecekleri ve farklı iş deneyimi kazanabilecekleri pozisyonlara yönlendirdik” dedi.

Global cirosu 52 milyar Euro olan ve her gün tüm dünyada 2.5 milyar tüketiciye ulaşan Unilever’in Türkiye’de 7 fabrikası ve 5 bin çalışanı var. Şirket küresel olarak Haziran sonuna kadar eleman çıkarmama sözü vermiş.

‘HIZLI VE ESNEK DAVRANDIK’

Seçkin, ABD ve Avrupa’da raflar boşalırken Türkiye’de nasıl dolu tutulabildiği sorusuna da şu yanıtı verdi: ”ABD’de çok ciddi stok yapıldı. Evler geniş ve 1-2 dondurucuları olduğu için daha çok stok yaptılar. Türkiye’de de aynı panikle alışveriş yapıldı ama tedarikte üretici ile müşteri gerçek bir dayanışma gösterdi. Avrupa krizi anlayana ve çözüm üretene kadar biz harekete geçmiştik. Hızlı ve esnek davrandık.”

‘YEREL TEDARİĞİN ÖNEMİ ARTTI’

Koronavirüs salgınının yerel üretimin ve tedariğin önemini artırdığını kaydeden Seçkin’e göre özellikle tarım alanında yerel tedarik daha fazla gündeme gelecek. Seçkin, bunun Türkiye için bir fırsat olabileceği kanısında.

‘E-TİCARETİN PAYI YÜZDE 3’TEN 7.5’E ÇIKTI’

Seçkin, e-ticaretin cirodaki payının yüzde 3’lerden yüzde 7.5’lere çıktığını, e-ticaretin Anadolu’da da yaygınlaşmaya başladığını kaydetti.

‘DONDURMA ALIŞVERİŞİ MARKETE KAYIYOR’

Fiziksel teması düşürmek için yeni iş modellerini geliştirmeye ve hızını artırmaya devam ettiklerini vurgulayan Seçkin, dondurma markaları için dijital sipariş almadan evlere sipariş göndermeye birçok yeni geliştirme ve denemeler yaptıklarını kaydetti. Dondurma alışverişinin marketlere kaydığını aktaran Seçkin 120 bin noktada dondurma satışı için 200 bin kabin hazırladıklarını, evde tüketimin arttığı bu alanda satışların geçen yıla paralel gitmesini beklediklerini söyledi.

Covid-19 kriziyle sınırların kapatılması Avrupa başta olmak üzere pek çok ülkede hasat sorununa yol açmıştı. Türkiye’de de çay hasadı için üreticiye izin verildi. Unilever de Türkiye’deki en büyük çay alıcılarından biri. Seçkin, hasat için de önlemler aldıklarını Lipton’un güvenli hasat için 3 milyon TL yatırım yaptığını hatırlattı.

‘ÇAY MARKALARI İÇİN DEĞERLENDİRME YAPILIYOR’

Seçkin Unilever’in çay markalarını satışa çıkardığı iddialarına ise ”Şirket bir değerlendirme yapacağını açıkladı. Bu değerlendirmenin ne yönde olacağına henüz karar verilmedi” yanıtını verdi.

‘MALİYETLERİ KÜÇÜLTMEYE ÇALIŞIYORUZ’

Seçkin son dönemde ithal ürünlere gelen ek vergilerle ilgili soru üzerine bu vergilerin özellikle deodorant gibi kişisel bakım ürünleri kategorisini daha fazla etkilediğini söyledi. Seçkin ”Maliyetleri başka alanlarda küçültmeye, denge bulmaya çalışıyoruz” dedi.

‘KAR, İNSAN VE DÜNYA’

Peki nasıl bir gelecek bizi bekliyor? Bu krizin insanlığa görmek istediğimiz dünyayı inşa etme şansı tanıdığını söyleyen Seçkin, şirketler, hükümetler, sivil toplum örgütleri, akademisyenler, araştırmacılar ve bilim insanlarının bir araya gelmesi gerektiğini söyledi. ”Geçmişin problemlerini çözmekten ziyade, geleceği inşa etmeye odaklanmak zorundayız’’ diyen Seçkin, kalıcı çözüm için öncelikle şirketler ve iş dünyasının ‘kar, insan ve dünya’ odağında 3’lü bir yaklaşım benimsemesi gerektiğini belirtti.

‘KADIN VE GENÇLERİN GÜÇLENMESİNE ODAKLANACAĞIZ’

Türkiye için sürdürülebilir değer yaratmak amacıyla rol model ve toplumu harekete geçiren bir güç olmak istediklerini ifade eden Seçkin, 10 yıl önce duyurdukları Sürdürülebilir Yaşam Planı’yla Türkiye için yarattıkları değerleri de aktardı. Sürdürülebilirliğin büyüme için engel değil, aksine itici güç olduğunu, hem kendilerine hem de paydaşlarına kazandıran bir iş modeli olduğunu belirten Seçkin ”Sürdürülebilir yaşamı destekleyen markalarımız, 2019 yılında diğerlerine oranla yüzde 76 daha fazla büyüdü. Tarımsal hammaddelerimizin yüzde 65’i sürdürülebilir kaynaklardan elde edildi. 55.8 milyon TL maliyet tasarrufu sağlandı” dedi. Küresel olarak iklim krizi ve sosyal eşitsizliğe odaklanacaklarını belirten Seçkin, Türkiye’deki etki ajandalarının odağında; döngüsel ekonominin yaygınlaştırılması, kadının güçlenmesi ve önyargılarla mücadele, gençlerin güçlenmesi konularının bulunduğunu aktardı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.