Uzmanlar Moskova’da mutabakata varılan ateşkesi değerlendirdi

Rusya’nın başkenti Moskova’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasındaki tarihi zirveden İdlib’de ateşkes anlaşması çıktı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Putin’in üzerinde mutabık kaldığı ateşkesi değerlendirdi. 

İşte uzman isimlerin sıcağı sıcağına İdlib mutabakatıyla ilgili yaptığı değerlendirmeler: 

PROF. DR. MUSTAFA AYDIN: Bu geçici bir anlaşma ve çözüm. Şu anda üzerinde anlaşılan konu 3 ayı da beklemeyecek. İdlib’de yeniden gerginliği beklememiz gerekiyor. Anladığım kadarıyla Suriye ele geçirdiği topraklardan geri çekilmiyor. Türkiye’nin en son rakam 10 gözlem noktasıydı. Suriye’nin kontrol ettiği bölgenin içinde kalmıştı. M5’in kontrolünün Suriye’nin kontrolünde olacağını varsayıyorum. M4 karayolunun güneyinde Suriye rejiminin eline geçirmediği ciddi alan var. M4 karayolunun altı ve üstünde 6’şar kilometreden bahsediliyor. Bu karayoluna Suriye’nin ele geçirmek için özel bir mücadele vermeyeceğini anlıyorum. Orada istikrarın belli süre korunacağı algısını bende uyandırıyor. Olumlu olarak ateşkes var. Ateşkes önemli, çünkü özellikle Türkiye ile Rusya’yı bir çatışmanın ucuna kadar getirdi son 3 haftadır gerginlik vardı. Konuşmalar çatışmasızlık ve ateşkes durumunun ilanihaye sürmeyeceğine işaret ediyor. Toplantının 6 saat sürmesi buna işaret ediyor. Daha önce de 6 saat sürmüştü. O zaman da gergin ve zor müzakere olmuştu. 6 saat heyetler arası görüşmelerin çok da nihai sonuca ulaşamadıklarına gösteriyor. Bize açıklanan metin iki ülke arasındaki ilişkilerin sürdürülmesini hedefliyor. Ben İdlib’de istikrarın gelmesini maalesef göremiyorum. O hattaki harekat pratiğinin nasıl olacağı önümüzdeki 7 gün içinde görüşülecek. Burada anladığım kadarıyla Türkiye ile Rusya güvenliği sağlayacaklar. Bu bölgede artık Türkiye ve Rusya’nın birlikte kontrol edeceği, dolayısıyla Suriye rejiminin bunun üzerine çıkmamasını sağlayacağı anlamına geliyor. M4 karayolunun 6 kilometre üstüne çıktığımızda oradan kalan bölgenin rejimde kalacağının devam etmesi. Bu hareketlenmiş olan mültecilerin Türkiye’ye değil belki o bölgeye gitmesi sağlanabilir, bu bir öngörü tabii. Ateşkesin olması her ne olursa olsun olumludur. Oradaki çatışmaların sona erdirilip, Türk askerlerinin bundan sonra kayıp vermesine engel olacaksa her hâlükârda olumlu değerlendirmelidir. Ateşkes hattının çok uzun süreli olmayacağını tahmin ediyorum. En büyük arzum 20 günlük Suriye içerisinde Suriye’nin kontrolünde kalmış bulunan gözlem kulelerindeki Türk askerlerinin güvenliğinin sağlanması.

“İDLİB’İN SORUMLULUĞU TAMAMEN REJİMİN ÜSTÜNE YIKILMIŞ DURUMDA”

GÜLFEM SAYDAN SANVER: Ateşkes hepimiz için önemliydi. Benim burada anladığım, İdlib’in sorumluluğu tamamen rejimin üstüne yıkılmış durumda. Burada ciddi kafa karışıklığı vardı. Tamamen Rusya devreden çıkartılıp, İdlib’in sorumlusu rejimdir diyerek rejim güçleri suçlanmış olduğu. Teröristleri ortadan kaldırmak hala devam ediyor. Rejimin saldırısına karşılık verilir diye bir noktadan bahsetti Cumhurbaşkanı Erdoğan. Dolayısıyla rejimin hala bir saldırı gerçekleştirme ihtimali olduğunu düşündürüyor. Umarım ki ateşkes bir an evvel devreye girer.

“ALINACAK EN GÜZEL SONUCUN ALINDIĞINI DÜŞÜNÜYORUM”

İSMAİL HAKKI PEKİN (Eski Genelkurmay İstihbarat Başkanı)  Anlaşma demek almakla vermek anlamında. Sadece alarak anlaşma olmaz o zaman dikte olur. Sonuçta anlaşma karşılıklı. Bu bölgede herkesin hesabı var. Herkes hesabını İdlib’de çözmeye kalkıyor. ABD Rusya ile hesabı bizim üzerimizden kesmeye çalıştı. Rusya daha farklı davrandı. Bu bölge Suriye’nin yemek borusu aslında. Bu bölge kapandığı andan itibaren güneye doğru hiçbir mal akımı, ticaret olmaz. Türkiye’nin tezi yukarıda güvenlikli bölge olsundu. Bir süre sonra bizim Hatay topraklarımızın Peşaverleşmesi söz konusu olurdu. M4 karayolu güvenli hale getirildi. M5 karayolu Suriye’nin kontrolünde. M4 karayolunun güvenli hale getirilmesi göçü de önleyebilir. Sığınmacılar iş bulabilirler. Ateşkes konusu bizim birliklerimiz de, karşı taraf da çok yoruldu. İnsanların soluklanması gerekiyor. Savaşta ateşkes verilir, birlikler soluklanır yeniden hazırlanır. Bütün herşey kritik noktalara bağlandı ki, bu dengeler her an bozulabilir. Bence geçici bir çözüm. Bu sorunun çözümü Suriye’deki sorunun çözümüyle biter. Ben Moskova’da alınabilecek en güzel sonucu alındığını düşünüyorum. 

“BÖLGE ADINA KAZANÇLI BİR SONUÇ OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUM”

MEHMET ALİ GÜLLER (Araştırmacı-yazar) : Burada kim ne kaybetti, ne kazandı yerine bölge ne kaybetti, ne kazandıya bakmayı yararlı görüyorum. Böyle baktığımda bölgenin kazanç hanesine yazılan önemli bir noktayı görüyorum. Güvenli koridorda Türk-Rus ortak devriyesini görüyoruz. Geri adım diye bakmamak lazım. TSK ve MSB gözlem noktasıyla yapılması istenenleri İHA ve SİHA’larla yaparız demişti. Gözlem noktasını çekmeyi kayıp olarak bakmamak lazım. İç politika düzleminde değerlendirdiğimizde bir Türk-Rus düşmanlığını kışkırtma anlayışı kaybetti. Türk-Rus dostluğu kazanmış oldu. Dostluktan anlayış karşılıklı çıkarlar.

“TÜRKİYE’NİN TEK BAŞINA KABUL ETTİRDİĞİ BİR HUSUS”

YUSUF ALABARDA (Savunma Strateji ve Güvenlik Uzmanı): Burada daha önceki Soçi’de yapılmış olan mutabakatlardan farklı olarak dikkate almamız gereken sivillerin terörle mücadele adı altında hedef alınması hususu var ki, çok önemli. Daha önceki anlaşmalarda Türkiye’nin sözünde durmadığı için Grozni modeli diyebileceğimiz insanlar bombalanarak Türkiye’ye yığılma vardı. Sivil altyapının hedef alınmasının altının çizilmesi önemli. Gözlem noktalarının bu noktadan sonra aynı zamanda bugün akit altına alınan hususta koruyucusu anlamında önümüzdeki süreçte görev yapacağı netleşmiş durumda. Bu bölgedeki takviye olarak gönderilen güçler dahil olmak üzere TSK’nın bu bölgedeki askeri unsurlarının varlığını vurucu güçlerini de devam ettireceğini görüyorum. Türkiye’nin tek başına mücadele ederek kabul ettirdiği bir husus. Kırılgan olduğunu düşünüyorum. TSK’nın bu sefer sahada şu anki kendisine tevdi edilmiş görev doğrultusunda varlığını ve mevcudiyetini sürdürmesi kırılgan da olsa ısırgan bir yapının ortaya koyacağını düşündürüyor. 

“RADİKALİZE BİRTAKIM GRUPLAR ORTAYA ÇIKABİLİR”

ABDULLAH AĞAR (Habertürk Güvenlik Politikaları Uzmanı)  Bundan sonra çok farklı konuları konuşmaya başlamak zorunda kalacağız. HTŞ ana aktör gibi duracak ama ondan daha kararlı, radikalize birtakım yapılar ortaya çıkacağa benziyor. Bunlarla ilgili yaşanacak süreç nasıl yönetilecek? Her grubun karakteri, kimyası, bağlantıları çok farklı. Şu an sosyal medya spekülasyonlarına çok fazla girmeden bir şekilde temel denklem ortaya çıkmış durumda. Ya kendilerini tasfiye edecekler ya da mücadeleye karar verirlerse nereye gideceğini tamamıyla grupların ortaya koyacağı kararlılık ve etki belirleyecek. Bir temel gerçek var, bundan sonraki süreçte radikal örgütlerle ilgili angajmanların yönetimi büyük değer kazanmış durumda. Biz başka bir eksende kutuplaşma yaşarken şimdi çok daha farklı eksende kutuplaşma periyoduna gireceğiz. Yasa dışı silahlı sol terör örgütleri burada son derece etkililer ve bunların ortaya koyabilecekleri asimtrik eylemler kendini gerçekleştirebilir. Bu saatten sonra pekçok şey olabilir. Mücadelenin hem alanları, hem eksenleri çeşitlendi. Sadece HTŞ üzerinden konuşmak gibi bir lüksümüz yok. Ecdad El Kafkas, Türkistan İslam Partisi, Ceyşülizze gibi gruplardan bahsediyorum. Bence anlaşmanın en önemli bölgesi 6+6 bölgede tezahür edecek çatışmasızlık meselesi. Burası aynı zamanda Fırat Kalkanı, Zeytindalı, Barış Pınarı’na ait bir hat. Son derece kıymet taşıyor.

“BU MATABAKATTA TÜRKİYE İÇİN BİR RAHATLAMA GÖRDÜM”

PROF.DR. YUSUF TOPSAKAL: İki delegasyon arasında çok ayrıntılı görüşme olduğundan biz bu saat sürecinden anlayabiliyoruz. 3 tane madde üzerinden konuşuyoruz ama 3 madde bağlantılı şekilde BM’ye, sivillere, demografiye atıf var. Bu çok ayrıntılı bir raporlama gerektiren bir hadise. Türkiye için güvenlik meselesinin en önemli meselesi bölgedeki demografik yapıdır. Bu sadece İdlib’le ilgili değildir. Zamanla bunlar da konuşulacak. İdlib bölgesinde bütün Suriye’deki muhalefetin sıkıştığını da düşünelim. Buradaki sivillerin, insani koruma hattının siyasal sonuçlarının da olduğunu bilmemiz lazım. Yarın BM burada siyasi hayatı yeniden dizayn etmeye kalksa nasıl bir tablo ortaya çıkar? Hepsi muhalifti ve dışarı çıktılar, içeride İran ve Esad yanlıları kaldı. Ben bu mutabakatta Türkiye Cumhuriyeti için böyle bir rahatlamayı gördüm, sivillerin, göç edenlerin eski haline dönmüş olmasıydı. Bundan asla taviz vermemesi lazım. Suriye ile 911 kilometre arasındaki güvenli hat çok önemli. Oraya bu demografiyi yerleştirseniz bile ileride sağlam yerleştiremezsiniz orada adacıklar oluşur. Asla ve asla oradan giden insanların mallarına, mülklerine el koydurtmamak lazım. Biz alanda insanla oluyoruz. Türkiye’nin sosyolojik bir yapısı var orada. Cumhurbaşkanının çok güzel bir sosyolojik lafı var orada, “Biz Suriye halkının isteği için oraya gittik”. Orada Rusya’nın, Amerika’nın uyumsuzluğu var. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.