Ünlü isimler de mülteciydi

Mültecilerin yaşadığı dram kamuoyunun yüreğini yakıyor. Geçmiş dönemlerde de savaşlardan, çatışmalardan dolayı evlerini bırakıp ülkelerini terk ederek mülteci dramını yaşayanlar arasında ünlü isimler de bulunuyor. Sigmund Freud, Albert Einstein, Google’ı kuran Sergey Brin, Andy Garcia, Freddie Mercury bunlardan bazıları…

Cuma gününden bu yana en çok duyduğumuz cümlelerden biri şu; “Ya Allah aşkına. O ufacık çocuklarıyla sınır kapısını zorluyorlar. Çocuklarını hiç mi düşünmüyorlar?”
Evet, ruhumuz yangın yeri.
Evet, aklımız paramparça.
Evet, mantığımız darmadağın.

Gaza, tazyikli suya, ses bombasına hatta kurşunlara maruz kalma pahasına çocuklarını, bebelerini kucaklarına alıp aç – susuz bir halde sınır kapısına dayananların psikolojilerini mülteci olmadan anlamamız söz konusu bile olamaz.
O yüzden ağızlarımızdan çıkan her cümle ahkam kesmenin ötesinde bir anlam içermiyor.

O insanlar, ülkelerinde zaten korkuyu en üst düzeyde yaşadı.
Evleri – barkları ya bombalarla yıkıldı veya eli silahlı birileri kapılarına dayanıp ‘Burada istenmiyorsunuz. Ya gidersiniz yahut ölürsünüz’ dedi.
Mevcut yaşamları ellerinden alındı, gelecekleri, hayalleri ve umutları yerle bir edildi.

İnsanoğlu;
Atomu parçaladı.
Ay’a seyahat etti
Mars’a yolculuk hazırlıklarına girişti.
Milyarlarca galaksi olduğunu öğrendi.
Ne var ki hâlâ yaşanabilir tek yerin olduğunu bildiğimiz dünyada barış içinde yaşamasını öğrenemedi.
Koronavirüs ile mücadele etmek yerine birbiriyle mücadele etmeye devam ediyor.Mülteci dramını en ağır şekilde çocuklar ve bebekler yaşıyor.

Bugün olduğu gibi savaşlar veya çatışmalar nedeniyle geçmiş dönemlerde de birçok kez mülteci dramı yaşandı.
O dramı yaşayanlar arasında ünlü isimler de vardı. 

ALBERT EINSTEIN (1879 – 1955)
Adolf Hitler‘in Nasyonal Sosyalist Partisi 1932’deki seçimlerde iktidarı kazandı.
Böylelikle Antisemitizm‘i benimseyen Nazilerin öncelikli hedefi olan ülkedeki Yahudilerin kökünün kazınmasının yolu açıldı.
Birçok Yahudi Almanya’ya terk etti.
Onlardan biri de o günlerde Berlin Üniversitesi’nde ders veren Albert Einstein’dı.
O Albert Einstein ki 1921’de fotoelektrik etki üzerine çalışmaları nedeniyle Nobel Fizik Ödülü kazanmıştı.

Albert Einstein, Almanya’dan ayrılarak Fransa’ya geçti. Paris’teki ‘College de France’da ders veren Einstein, Nazi tehdidi altında bulunan Yahudileri korumak için kurulan, merkezi Paris’te bulunan Yahudi Nüfusu Koruma Grupları Birliği’nin (OSE) başkanı seçildi.

Albert Einstein, Almanya’da üniversitelerde ders vermeleri engellenen, kitapları yakılan Yahudi bilim adamlarının kurtarılması için 1933’te Türkiye Başbakanlığı’na bir mektup yazdı; “Ekselansları! Almanya’dan 40 profesörle doktorun bilimsel ve tıbbi çalışmalarına Türkiye’de devam etmelerine müsaade vermeniz için başvuruda bulunmayı ekselanslarından rica ediyorum.  Sözü edilen kişiler, Almanya’da halen yürürlükte olan yasalar nedeniyle mesleklerini icra edememektedirler. Çoğu geniş tecrübe, bilgi ve ilmi liyakat sahibi bulunan bu kişiler, yeni bir ülkede yaşadıkları takdirde son derece faydalı olacaklarını ispat edebilirler. Ekselanslarından ülkenizde yerleşmeleri ve çalışmalarına devam etmeleri için izin vermeniz konusunda başvuruda bulunduğumuz tecrübe sahibi uzman ve seçkin akademisyen olan bu 40 kişi, birliğimize yapılan çok sayıda başvuru arasından seçilmişlerdir. Bu ilim adamları, hükümetinizin talimatları doğrultusunda kurumlarınızın herhangi birinde hiçbir karşılık beklemeden çalışmayı arzu etmektedirler. Bu başvuruya destek vermek maksadıyla, hükümetinizin talebi kabul etmesi halinde sadece yüksek seviyede bir insani faaliyette bulunmuş olmakla kalmayacağı, bunun ülkenize de ayrıca kazanç getireceği ümidimi ifade etme cüretini buluyorum. Ekselanslarının sadık hizmetkarı olmaktan şeref duyan Prof. Albert Einstein.”

Albert Einstein’in yazdığı mektup…

Dönemin başbakanı İsmet İnönü, mektubu, Milli Eğitim Bakanı Reşid Galip Bey‘e iletti. Bakanlık, ‘Bugünkü şartlara göre kabüle imkan yoktur’ dedi.
Mustafa Kemal Atatürk, devreye girerek gerçekleştirilecek üniversite reformunda bilim adamlarına gereksinim duyacaklarını belirterek Albert Einstein’ın yardım isteğine olumlu cevap verilerek Almanya’daki bilim adamları Türkiye’ye getirildi.
Mustafa Kemal Atatürk, Albert Einstein’ı da Türkiye’ye davet etti. Ne var ki Einstein 1933’te ABD’ye göç etmeyi tercih etti.
Sonrasında Almanya’ya turistik gezi için bile hiç gitmedi.

SERGEY BRIN
Gündelik yaşamımızdaki olmazsa olmazlardan biri nedir?
Google…

Arkadaşı Larry Page ile 1998’de Google‘ı kuran Sergey Brin’in ailesi, Antisemitizm baskısı nedeniyle mülteci olarak o zamanki adı Sovyetler Birliği olan Rusya‘dan ABD‘ye göç etti.
1979’da 6 yaşındayken ailesiyle ülkesinden ABD’ye göç eden Sergey Brin, dünyanın en tanınmış girişimcilerinden biri olmayı başardı.

MADELEINE ALBRIGHT
ABD’nin ilk kadın dış işleri bakanı olarak 1997 – 2001 arasında görev yapan Madeleine Albright’in ailesi 1948’deki Çekoslovak darbesi sırasında Prag‘dan kaçıp mülteci olarak ABD‘ye yerleşti.
11 yaşındayken mülteci olan Madeleine Albright, 4 yıl boyunca ABD’nin Birleşmiş Milletler Büyükelçisi olarak 1993 – 1997 arasında görev yaptı.
Madeleine Albright’in dedesiyle ninesi 2’inci Dünya Savaşı sırasında Polonya‘daki Nazi toplama kapmı Auschwitz‘de öldürüldü.

HENRY KISSINGER
1923’te Almanya‘nın Bavyera eyaletinde doğan Henry Kissinger’in ailesi Antisemitizm nedeniyle 1938’te mülteci olarak ABD‘ye göç etti.
Önce ABD’nin Ulusal Güvenlik Danışmanı sonra da dış işleri bakanı oldu.
1973’te Nobel Barış Ödülü‘nü kazanan Henry Kissinger, 2012’de mültecilere kapıların açılmamasını “ABD’nin değerleri ve kim olduğumuz imajıyla uyuşmuyor” sözleriyle yorumladı.

SIGMUND FREUD (1856 – 1939)
Naziler, 1938’de Avusturya‘yı işgal ettiğinde, Sigmund Freud, birçok kitap yazmış, birçok ödül kazanmış ünlü bir nörologtu. İngiliz psikanalizci Ernest Jones,’un Antisemitizm nedeniyle tehlikede olduğu konusunda ikna ettiği Freud, küçük kızı Anna ile mülteci olarak İngiltere‘ye yerleşti.

Psikanaliz biliminin öncüsü olan Sigmund Freud, İngiltere’ye yerleştikten bir yıl sonra ölse de hâlâ İngiltere’ye en fazla katkıda bulunan mülteci olarak kabul ediliyor.

ANDY GARCIA
1956’da Küba‘nın başkentinde doğan Andy Garcia, henüz 5 yaşındayken ailesiyle birlikte mülteci olarak ABD‘ye göç etti.
ABD, Fidel Castro’yu iktidardan indirmek için Küba’nın güney kıyılarına Domuzlar Körfezi Çıkarması adı verilen bir askeri çıkarma yaptı. ABD’nin çıkarması büyük bir başarısızlıkla sonuçlansa da Andy Garcia’nın ailesi, ülkelerinin işgal edileceği düşüncesiyle botla Miami‘ye geçti ve mülteci olarak ABD’ye yerleşti.

Andy Garcia, ‘Baba III’ün bir sahnesinde Al Pacino ile görülüyor.

Babası René García Núñez, bir parfüm şirketi kurup milyoner olsa da Andy Garcia, oyuncu olmayı tehcih ederek Hollywood‘un ünlü isimlerinden biri haline geldi.
Andy Garcia 1991’de ‘Baba III’ ile ‘En İyi Erkek Oyuncu’ dalında Oscar‘a aday gösterilirken 1995’te bir dergi tarafından ‘En Seksi 100 Oyuncu Listesi’ne 65’inci sıradan girdi.

RITA ORA
1990’da günümüzde Kosova’nın başkenti olan Priştine‘de doğan Rita Ora, henüz bir yaşındayken Yugoslavya Savaşları başladı. ‘Sırp Kasabı’ olarak tanınan Slobodan Miloseviç’in Yugoslavya’da Sırp olmayanlara yönelik katliamlara başlaması üzerine Ora’nın ailesi mülteci olarak İngiltere‘ye göç etti.

Rita Ora, 2004’te oyunculuğa başladı,
2007’de Londra’da şarkıcılığa da yönelen Rita Ora, 3 albüm 4 single çıkarırken uluslararası yarışmalarda 3 ödül kazandı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.