Sadece Allah sevgisi kadınlara şiddetin çözümü olur

Sevgi her dizide, her filmde, her şarkıda hatta masallarda, efsanelerde hep ana konu olarak işleniyor. Bu kadar sık duyuyor olmamız, sevginin gerçek anlamını kaybetmemize neden olmamalı. Sevgi, bu hayattaki en önemli konudur. Allah tüm kainatı sevgi için yaratmıştır. Allah’ın bizden istediği, sevgiyi yaşamamızdır.

Tüm toplumsal krizlerin çözümü sevgidir. Bugün hukuk, tıp, ekonomi politikaları, kolluk kuvvetleri, sivil toplum kuruluşları ve daha pek çok kanalla çözüm arandığı halde pek çok konu çıkmaza girmiş durumdadır. Tek çözüm sevgidir. Kilitlenmiş konular sadece sevgi ile çözülebilir. Sadece sevgi ile çözülebilecek olan konulardan biri de kadına şiddet sorunudur.

Kadına şiddetin çözümü sevgidir

Türkiye’de her gün en az bir kadın öldürülmektedir. 2019 yılında toplam 419 kadın, sadece kadın olduğu için cinayete kurban gitti. 2020’de ise, Aralık’a kadar 354 kadın vatandaşımız katledildi. Kadınların can güvenliğini korumak için gereken tüm yasal düzenlemelere rağmen kadın cinayetlerinin önüne geçilemiyor.

Kadın cinayetlerini önlemenin tek yolu sevgidir. Sadece sevgiyi bilen, sevme yetisine sahip olan insanlar kadının kıymetini bilir. Kuran’da Rabbimiz’in kadın için sunduğu benzetme onun değerini de gösterir. Kuran’da kadın narin bir bitkiye, çiçeğe benzetilmiştir. Hz. Meryem için yapılan bu tarif, kadına verilen önem ve değerin açık bir izahıdır:

Bunun üzerine Rabbi onu güzel bir kabulle kabul etti ve onu güzel bir bitki gibi yetiştirdi… (Al-i İmran Suresi, 37)

Güzel bir bitkinin bakımı müthiş bir hassasiyet ister. Güzel bir bitki nazenin ve değerlidir, özen ve dikkat gerektirir. Adı üzerinde güzeldir. Çiçeğin o güzelliği, hassasiyeti, özen ihtiyacı, değeri, önemi kadının İslam’daki yerini mükemmel anlatır. Şu bir gerçektir ki Allah, yeryüzündeki tüm çiçekleri ve bitkileri birer güzellik unsuru, iç açıcı birer nimet, temizlik ve estetik sembolü, müthiş birer yaratılış harikası olarak yaratmıştır. Güzelliğin ifadesi olan böyle bir yaratılışın kadına atfedilerek kullanılması, Allah’ın temizlik, estetik ve güzellik sembolü bir eserini kadına benzetmesi, kadına verilen değeri çok güzel anlatır.

Kuran’daki tüm ayetler kadınları korumayı amaçlamaktadır. Kız çocuklarını da, bekar kadınları da, evli kadınları da, boşanmış kadınları da, dul kadınları da ayrı ayrı koruyan çok sayıda ayetler vardır. Kuran ayetlerinde kadınların özgürlüğü, güvenliği ve rahatı garanti altına alınmıştır. Kadın her zaman el üstünde tutulmuştur.

Ayrıca, kadın ile erkeğin ilişkisinin nasıl olması gerektiği ile ilgili ayetler de çok güzeldir:

Onda ‘sükun bulup durulmanız’ için, size kendi nefislerinizden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet kılması da, O’nun ayetlerindendir. Şüphesiz bunda, düşünebilen bir kavim için gerçekten ayetler vardır. (Rum Suresi, 21)

Ey iman edenler, kadınlara zorla mirasçı olmaya kalkışmanız helal değildir. Apaçık olan ‘çirkin bir hayasızlık’ yapmadıkları sürece, onlara verdiklerinizin bir kısmını gidermeniz (almanız) için onlara baskı yapmanız da (helal değildir.) Onlarla güzellikle (örfe göre ve ma’ruf üzere) geçinin. Şayet onlardan hoşlanmadınızsa, belki, bir şey hoşunuza gitmez, ama Allah onda çok hayır kılar. (Nisa Suresi, 19)

Aşk cinayeti yoktur. Cinayet sadece hırs ve nefretten kaynaklanır 

Kadın cinayetlerini “aşk cinayeti” gibi sloganlarla haber yapmak büyük bir hatadır. Topluma, sevginin cinayete varmasının meşru olduğu telkini yapmaktan kaçınmak gerekir. Sevgi, güçlü bir koruma duygusu getiren güzel bir hisken, cinayete sürükleyen çarpık duygusal durum sevgi değil; hırs, öfke, nefret ve kibir içeren pis bir duygudur. Allah Kuran’da kadınlara yönelik sevgi yerine hırs dolu yaklaşımdan Müslümanları sakındırmıştır:

Kadınlara, oğullara, kantar kantar yığılmış altın ve gümüşe, salma güzel atlara, hayvanlara ve ekinlere duyulan tutkulu şehvet insanlara ‘süslü ve çekici’ kılındı. Bunlar, dünya hayatının metaıdır. Asıl varılacak güzel yer Allah katındadır. (Al-i İmran Suresi, 14)

Ayetten açıkça anlaşıldığı gibi; kadına şiddet, bozuk ahlaktaki bazı erkeklerin hayatlarındaki kadınları, tıpkı arabaları, mal mülkleri gibi kendilerine ait bir eşya gibi görmelerinden kaynaklanmaktadır. Bu mantıkla, hayatındaki kadının üzerinde tam tasarruf hakkına sahip olduklarını sanırlar. Kadını baskı altına alıp engellemeye çalışırlar. Kadının hakkı olan özgürlüğü yaşamak istediği durumlarda da fiziksel avantajlarını kullanarak şiddete başvurular. Kadının, böyle bir adamı hayatından çıkarmayı, yani hakkı olan tam özgürlüğü talep ettiği durumda ise bu şiddet olayları cinayete varmaktadır. Buradaki çarpık mantığın temeli, ayette açıklandığı gibi, kadına “sevgi bağı” yerine “mal hırsı” ile yaklaşmaktır.

Kadına şiddetin çözümü, doğru sevginin insanlara öğretilmesidir. Tüm filmlerde, dizilerde, şarkılarda, her yerde sevgiden bahsedildiği halde, sağlıklı, doğru sevgiyi insanlara öğretmek yerine, aklı örten suni bir romantizm anlatılıyor. Dizilerde, filmlerde vb. birbirine aşık çift var ama neden aşık oldukları belli değil. Bu eserlerde sevginin “sebebi” açıklanmıyor. Halbuki geniş kitlelere ulaşan bu eserlerde sevginin temeli olan konular aktarılabilir. Böylece herkese sevgiyi korumanın yolları öğretilebilir.

Gerçek sevgi nasıl oluşur?

Sevginin oluşması için önce sevgi zemininin oluşturulması gerekir. Örneğin sevgide af çok önemlidir. Af olmazsa sevgi olmaz. Af; sevginin önündeki engelleri kaldıran bir temizleyicidir. Aksi durumda insanların birbirini sevmesi çok zordur. Mesela bir kişinin sevdiği ters söz söylerse onu affetmesi gerekir, yanlış düşünürse onu düzeltmesi lazım. Mesela uygunsuz bir tavrını görürse, yahut itici bir şey görürse onu güzellikle düzeltmesi gerekir. Azim gerektirir sevgi. Azmetmek gerekir, yoksa sevgi uçar gider.

Sevginin oluşması için iki tarafın da çok dürüst olması gerekir. Dürüstlük olmazsa vücutta sevgi elektriği oluşmaz.

Kadın olsun erkek olsun insan eşini severken pek çok duyguyla da tatmin olur. Kişinin sevdiğine acıması, şefkat duyması ayrı bir zevktir. Acıma; sevdiğine yönelik koruma kollama hissinin adıdır. Acıma temelli sevgi, insanın ruhunda bir tatmin oluşturur.

Sevgi kendiliğinden gelen ve sabit kalan bir şey değildir. Sevginin oluşması ve kalıcılığının sağlanması için akıl gerekir, çok akıllı olmak gerekir, irade gerekir, sabır gerekir, vefa duygusu gerekir, merhamet gerekir. Güzel gözle bakmak gerekir, güzellikleri görmek gerekir. Çirkinliklere ise göz yummak gerekir.

İnsan, eşinin her özelliğinden tatmin olur. Kişinin, sevdiği kişinin tüm özelliklerini zevke dönüştürmesi gerekir. Doğru konuştuğunu görmeyi bir zevke dönüştürmek, efendiliğini görmeyi zevke dönüştürmek, munisliğini görmeyi zevke dönüştürmek, eğlenceli olmasını bir zevke dönüştürmek, konuşmasının güzelliğini bir zevke dönüştürmek gerekir. Mesela karşısındakinin dürüst olduğunu bilmek bir kişi için çok doyurucu bir duygudur. Sevdiğiniz kişi her doğru konuştuğunda onu daha çok sevebilirsiniz.

Kişinin sevdiği insanın gözünden sevgisinin anlaşılması, gözünde Allah’ın nurunu görmesi çok büyük bir güzelliktir. Kişinin onunla ruhu ferahlar, çok zevk alır. Birbirini seven iki kişinin gözlerinden birbirine sevgi akar. Bu, büyük bir zevktir.

İnsan acizdir; etten, kemikten oluşmuş bir varlıktır. Dolayısıyla sadece bedensel olarak bakıldığında sevgi için bir sebep bulmak mümkün olmaz. Yüzeysel yaklaşmakla sevgi oluşmaz. Sevgi oluşması için onda bir derinlik, güzellik aramak gerekir. Onda ruh aramak, tutku aramak, şefkat ve merhamet aramak gerekir.

Hepsinin üstünde Allah’ın tecellisi olduğu için, Allah onda Cemal ismiyle tecelli ettiği için kişi en çok ondan tatmin olur. Çok hoşuna gider, ruhunu dinlendirir.

Sevgiyi yaşamak; yani hem karşıdaki insanı çok sevebilmek, hem de karşıdaki insanda var olan sevgi gücünü görebilmek bir “yetenek”tir. Kadında var olan tutku ve derinliği fark edebilmek, iman ve akılla orantılıdır. Bir insanda, kadının sevgisini fark edebilme yetisi yüzde on da olabilir, otuz da olabilir ya da yüzde yüz de olabilir. Bir erkeğin sevgiyi fark edebilme yetisi ne kadar genişse, kadın sevgiyi o kadar geniş yaşayabilir.

Sevgiyi yaşayabilme gücü sadece derin iman ve Allah korkusu ile olur

Bir kadın Allah’tan korkmadığını bildiği bir adama  sevgiyi akıtamaz ve bir adam da Allah’tan korkmadığını bildiği bir kadına sevgiyi akıtamaz. Karşısındaki kişinin Allah’ı fark edemeyecek kadar akılsız olduğunu görmek, sevgiyi bitirir. Yani bu kadar büyük bir gücü, bu kadar muhteşem bir gücü fark edemiyor; onu fark edemeyen seni nasıl fark etsin? Allah’a vefası olmayan, Allah’a teşekkürü olmayan sana niye vefa duysun, sana niye teşekkür etsin? Allah’ın dinini korumak istemeyen, seni niye korumak istesin?

Allah’a karşı içinde vefa hissi olması, bağlılık hissi olması kişinin karakterinin yüksekliğini gösterir; olmaması da basitliğini, sıradanlığını gösterir. Kişi Allah’a karşı olan vefasızlığını değiştirene kadar sevginin oluşması imkansız olur. Ne zaman ki o pisliği alır kenara atar, yeniden temizler; o zaman göz onu hemen görmeye başlar. Yani gözün üstündeki o perde kalkar. Kadın veya erkek, Allah’a vefasız olan taraf kendisini düzeltirse tabii ki orada Allah aralarında bir sevgi bağı oluşturur.

Sevginin oluşması bir mucizedir

Kişi sevginin kendi gücüyle elde edeceğini düşünürse, bu şirktir. Kimse sevgiyi kendisi elde edemez; sevgiyi Allah verir. Mucize olarak oluşur sevgi. Allah verdiğinde de ondan müthiş zevk alınır. Kimsenin elinde sabit bir sevgi gücü yoktur; sevgi her seferinde Allah tarafından özel olarak yaratılır. Kuran’da bu mucize şöyle açıklanmıştır:

Ve onların kalblerini uzlaştırdı. Sen, yeryüzündekilerin tümünü harcasaydın bile, onların kalblerini uzlaştıramazdın. Ama Allah, aralarını bulup onları uzlaştırdı. Çünkü O, üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir. (Enfal Suresi, 63)

Allah sevgiyi alırsa, kişiye karşısındaki hemen sıradan bir et yığını gibi görünmeye başlar. Sığır eti nasıl bir etki etmiyorsa insana, o kişinin bedeni de etki etmez. Sevgi doğuran etkinin kaynağı, karşısındaki kişide Allah’ın nurunun tecelli etmesidir. Allah’ın özel bir gücü vardır. Onun tecelli etmesiyle mucize meydana gelir. Bu mucize ile kadına karşı insan sevgi duyabilir.

Dolayısıyla mesela namaz kıldığını bilmek müthiş sevgiyi arttırır ona karşı. Mesela Allah için yılmıyor, deli cesareti var ise müthiş sevilir. Onun delikanlılığını, yiğitliğini görmek, müthiş bir sevgi doğurur. Acıya tahammülünü gördüğünde sevgi büyür ve Allah için aşka dönüşür, müthiş sevilir. Mesela acıya tahammül etmezse adi olduğuna inanılır ve bu davranışını düzeltmeden kişiye yönelik bir sevgi gücü duyulamaz.

Allah’ın kullarına duyduğu sevgi de bu nedenlere dayanır. Mesela Allah için acı çekiyorsa, mesela yerlerde sürünüyorsa ama yine de “Allah” diyor ve bırakmıyorsa Allah’ı; Allah bu kullarını çok sever ve onları Firdevs Cennetlerine, Adn Cennetlerine alır, inşaAllah. Cennet aşk ehli içindir, deli aşıkların yurdudur.

Aşk olmasaydı cennet köşkleri, havuzları dahi bir anlam ifade etmez ve hatta kişi orada sıkılırdı. Cennetten zevk almak, Allah’a deli aşık olanlara aittir. Allah bu deli aşık ruhunu geliştirmek için kullarına dünya hayatını yaratmıştır. Acı ve çile çekmemizin nedeni budur. Bu acılardan, çilelerden ve zorluklardan geçtikten sonra Cennet’in ferahlığına girdiğinde, insanlar sonsuzluk boyunca dünyada çektiği çileleri hatırlar ve Cennet’i onunla kıyaslayarak Cennet’ten müthiş zevk alır. Ayrıca kıyas yapıp daha da zevk alsınlar diye Cennet’te Müslümanlara Cehennem de gösterilir. Sonsuz sevgi, cennette yaşanır.

De ki: “Size bundan daha hayırlısını bildireyim mi? Korkup sakınanlar için Rablerinin Katında, içinde temelli kalacakları, altından ırmaklar akan cennetler, tertemiz eşler ve Allah’ın rızası vardır. Allah, kulları hakkıyla görendir.” (Al-i İmran Suresi, 15)

Eşlerine sevgiyle tutkun (ve) hep yaşıt, (Vakıa Suresi, 37)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.