Dünya nimetleri içinde yaşayıp dünyaya kapılmamak ne demek?

Dünya, insanların denenmeleri ve ahiret yurduna hazırlık yapmaları için Allah tarafından hazırlanmış özel bir mekandır. Ve bu denemenin bir gereği olarak insanlara çekici gelecek şekilde yaratılmıştır. Dünyanın insana çekici gelen süslerine bir ayette şöyle dikkat çekilir:

Kadınlara, oğullara, kantar kantar yığılmış altın ve gümüşe, salma güzel atlara, hayvanlara ve ekinlere duyulan tutkulu şehvet insanlara ‘süslü ve çekici’ kılındı. Bunlar, dünya hayatının metaıdır. Asıl varılacak güzel yer Allah Katında olandır. (Al-i İmran Suresi, 14)
Ayette de belirtildiği gibi birbirinden değerli ziynetler, mallar, kar getiren ticaret, güzel ve zengin eşler, sağlıklı çocuklar, güzel evler, her renkte ve modelde arabalar, çeşit çeşit yiyecekler insanı dünyaya bağlayan değerlerdir.
Kendisine sunulan nimetleri de dünyada sorumsuzca tüketerek değil, ahirete yönelik bir hazırlık yapmak için kullanmalıdır. İşte bu önemli gerçeğin bilincinde hareket eden insanlar, dünya hayatına kapılmamış olurlar.
İnsan, bunların Allah’tan birer nimet olarak verildiğini, tümünün geçici olduğunu ve ayette haber verildiği gibi “asıl varılacak güzel yer”in ahirette olduğunu unutmamalıdır. Her nimeti kullanırken Allah’ı anmayı, bütün bunlara kısa bir süre sahip olunacağını aklından çıkarmayıp, ahireti düşünmelidir.
Ahirette bu nimetlerin asıllarını göreceğinizi ve bunların kopya görüntüleriyle muhattap olduğunuzu unutmayın. Tüm hepsi, bir elektrik sinyali olarak beyninizin içinde küçük bir noktada oluşmaktadır. Küçücük bir noktada oluşan görüntüleri şirk koşup sahiplenmek oldukça gülünç bir durumdur.
Bir filmdeki eşyaları, insanları sahipleniyor musunuz? Onlarla insanlara hava atabiliyor musunuz, oradaki insanlarla tartışıp, aşık olabiliyor musunuz?
Hayatınızdaki insanların, eşyaların, görüntülerin filmdeki görüntülerden, insanlardan bir farkı yoktur. Allah kısa bir süre bizleri o görüntülerle imtihan etmektedir. Sahiplenmeden, araç olarak kullanıp, Allah’a hamd etmek ve İslam uğrunda kullanmak bizim görevimizdir.
Güzel işlerde çalışmak, güzel kıyafetler giymek, güzel evlerde oturmak, güzel yiyecekler tabi ki çok güzeldir. Her Müslüman güzellikler içerisinde Allah’ı anarak yaşaması en doğal hakkıdır.
Ama bunları Allah için kullanması, her an Allah’ı anması gerekir. Bu nimetler, cenneti anmak için birer vesiledir. Allah dünyada çok büyük güzellikler yaratıyorsa, cennette bunların daha güzeliğini yaratacağını da bizlere göstermektedir.
Bir ayakkabıyı yapan bir fabrikaya, bu ayakkabıdan bir tane daha yapabilir misin demek ne kadar saçmaysa, dünyada milyonlarca nimet yaratan Allah’ın cennette de güzellikler yaratacağından şüphe etmek o kadar saçmadır.
Mala, mülke önem vermeyip, güzel ahlaka önem vererek, fedakarlığı, sevgiyi, kaliteyi, tevekkülü, yardımseverliği hayatınızın merkezinize koyarsanız, Allah size güzellikler verir. Dünyanın peşinden koşmazsanız, dünya sizin peşinizden koşar.
Kimi insanlar dünyanın geçici ve eksik bir yer olduğunu unutarak ona hırsla bağlanırlar. Allah bu insanlardan Kuran’da şöyle bahseder:
Bizimle karşılaşmayı ummayanlar, dünya hayatına razı olanlar ve bununla tatmin olanlar ve Bizim ayetlerimizden habersiz olanlar; İşte bunların, kazandıkları dolayısıyla barınma yerleri ateştir. (Yunus Suresi, 7-8)
Kendilerini Yaratan’ı unutup hırs içinde dünyaya bağlananlar, sonsuza kadar cehennem azabı içinde yaşayacaklarını bilmelidirler. Bu insanlar yaptıklarının karşılığı olarak çok kısa bir yaşamı tercih ederek sonsuz bir yaşamı kaybedeceklerdir. Üstelik dünyada hırsla bağlandıkları bu değerlere ahirette sonsuza kadar tek bir an dahi sahip olamayacaklardır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.