Bizlere “kedicik, kedicik” diyenler…

Adnan Oktar’ın kız arkadaşları, cezaevinde kaldıkları süreçleri tek tek anlattılar. Zor bir süreç olmasına rağmen kendilerinin son derece mutlu olduğunu ifade eden hanımlar, “Allah’a olan sevgimizden, dolayı bu süreçte çok neşeliydik” dediler. Bu süreç öncesinde Koç Üniversitesi’nde çalışan Ebru Fişek ise, “Bizlere “kedicik, kedicik” diyenler çok zorlu ortamlarda, kalabalık koğuşlarda, saldırgan mahkumlarla nasıl 14 ay boyunca aslanlar gibi kaldığımızı gördüler.” diyerek çarpıcı bir açıklamada bulundu.

View this post on Instagram

Bizlere "kedicik, kedicik" diyenler çok zorlu ortamlarda, kalabalık koğuşlarda, saldırgan mahkumlarla nasıl 14 ay boyunca aslanlar gibi kaldığımızı gördüler. Onlar böyle zorlu bir ortamı değil 14 ay 1 gün bile kaldıramazlardı. Yusuf Medresesi imtihanımızla kimin kedicik kimin aslan olduğunun görülmesi çok çok iyi oldu. Bizler o cezaevlerinden imanımızla aslanlar gibi göğsümüzü gere gere çıktık.Kimse bize zarar veremediği gibi Cezaevleri bizler için imanımızın çok derinleşmesine vesile olan "Uzlethane" lere dönüştü. Oradaki mahkum arkadaşlar şimdi bizlere yazdıkları mektuplarda "sizin gibi melekler geçti hayatımızdan" diyorlar. Aynı Bediüzzaman'ın talebeleri gibi mahkumların yüzlerini Allah'a çevirdik ve kaldığımız koğuşlarda mahkumlarla hep birlikte namaz kılıp oruç tutarak, Kuran okuyarak kaldığımız koğuşları cennet ortamına da çevirdik. Üstelik daima çok neşeli ve tevekküllüydük. Aylarca kaldığımız cezaevlerinde asla Rabbimizden ümit kesmedik. Rabbim daima bizimle birlikteydi, yakınlığını, sevgisini, dostluğunu ve bizleri nasıl koruduğunu her zaman kalbimize hissettirdi. Sonuçta bize zarar vermek isteyenler emellerine ulaşamadıkları gibi tuzakların tam tersine işlediğini de yakinen görmüş oldular. #eskisehircezaevi #mahkeme #kedicikler #kediciklerfan #adnanoktarıseviyoruz #adnanoktaroficial

A post shared by Ebru Fişek (@ebru.fisek) on

“Onlar böyle zorlu bir ortamı değil 14 ay 1 gün bile kaldıramazlardı. Yusuf Medresesi imtihanımızla kimin kedicik kimin aslan olduğunun görülmesi çok çok iyi oldu. Bizler o cezaevlerinden imanımızla aslanlar gibi göğsümüzü gere gere çıktık.Kimse bize zarar veremediği gibi Cezaevleri bizler için imanımızın çok derinleşmesine vesile olan “Uzlethane” lere dönüştü. Oradaki mahkum arkadaşlar şimdi bizlere yazdıkları mektuplarda “sizin gibi melekler geçti hayatımızdan” diyorlar. Aynı Bediüzzaman’ın talebeleri gibi mahkumların yüzlerini Allah’a çevirdik ve kaldığımız koğuşlarda mahkumlarla hep birlikte namaz kılıp oruç tutarak, Kuran okuyarak kaldığımız koğuşları cennet ortamına da çevirdik. Üstelik daima çok neşeli ve tevekküllüydük. Aylarca kaldığımız cezaevlerinde asla Rabbimizden ümit kesmedik. Rabbim daima bizimle birlikteydi, yakınlığını, sevgisini, dostluğunu ve bizleri nasıl koruduğunu her zaman kalbimize hissettirdi. Sonuçta bize zarar vermek isteyenler emellerine ulaşamadıkları gibi tuzakların tam tersine işlediğini de yakinen görmüş oldular. “

Adnan Oktar davası, İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri Ceza ve İnfaz Kurumları Yerleşkesi karşısındaki salonda görülmeye devam ediyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.