14 Maddede Gökkuşağı Solucanı

1- Gökkuşağı renklerindeki bu harika canlı okyanus dibinde yaşıyor. Işık kırma özelliğiyle adeta bir fiber-optik lamba gibi ışıl ışıl parlıyor. Bilim adamları, bu canlının güzelliğini tarif ederken onu değerli bir taş olan opale benzetiyorlar. Aslında bu canlı bir deniz faresi, Latince ismi ise Aphrodita aculeata.[1]

2- Rengarenk tüylere sahipmiş gibi görünse de bu canlı aslında tüysüz. Doğrudan ışık altında bakıldığında, gri-kahve renklerde gayet alelade bir görünüm alıyor. Ama ışığın acısını değiştirdiğinizde Allah’ın yaratma sanatının harika bir örneği gözler önüne seriliyor.

3- Peki bu renkli ışıklar nasıl meydana geliyor?

Omurga işlevi gören dış kabuk yapısının adı chaetae’dir ve büyük ölçüde kitinden meydana gelir. Kitini böceklerden tanıyoruz, böceklerin mücevher gibi yanardöner renkteki sert dış kabuklarının malzemesi kitindir.

4- Ancak deniz faresinin ışıltıları için kitinden yapılma bu omurganın şekli çok önemlidir. Her omur aslında içi boş bir tüptür. Bu tüplerin duvarları bir araya gelerek 88 adet kusursuz altıgen kitin silindir meydana getirir.
5- Bu silindirler birlikte hareket ederek, canlı organizmada ilk kez belgelenmiş olan, “tam spektrumlu fotonik kristal” olarak bilinen yapıyı şekillendirirler. Fotonik kristaller, içinden geçen ışığın hareketini etkileyen nanometrik yapılardır ve doğada bu konuda en verimli olan da deniz faresinin kristal omurgalarıdır.
6- Işık, farklı açılarla kitin tüplerinden oluşan bu sisteme çarptığında kırılır, karışır ve geri yansır; böylece gördüğünüz en değişken gökkuşağını meydana getirir. Omurgaya dik olarak gelen ışık derin bir kırmızı renk yansıtır. Eksen dışından gelen ışık da parlak mavi ve yeşil renkler meydana getirir. (Masmavi renkleriyle meşhur Morpho kelebeğinin mekanizması da böyledir. Tabii kelebekte sadece mavi renkteki ışık geri yansır.)
7- Bu deniz faresinin omurgası, kendisine isabet eden ışığın neredeyse yüzde yüzünü yansıtmayı başarıyor, bu nedenle de gözlemlenen en iyi ışık-yansıtıcılardan biridir. Bilim adamları bu canlıyı opale benzetiyor demiştik ama asıl şaşırtıcı olan, bu omurgaların ışığı bükme kabiliyetinin, bildiğimiz en parlak, canlı olmayan fotonik kristalini, yani ateş opalini aşıyor olması. Organik bir yapıyı ışıklı yaratması, Allah’ın yaratma sanatının eserlerinden biridir.
8- Deniz faresinin okyanus derinliklerindeki karanlık ortamda yaşadığı için, oluşturduğu ışıltılı görünümün güzelliği daha da etkileyici bir hal alır. Deniz faresi, sığ kıyı sularından 3.000 metre (!) derinlikteki okyanus diplerine kadar geniş bir alanda yaşayabilir. Görünüşleri otçul sümüklüböcekleri andırsa da, bu hayvanlar gayet saldırgan yırtıcılardır. Günlerini kum zemine yarım gömülü şekilde, “parapodia”larının (bacak gibi sert kıllarının) üzerinde sürünüp beslenmek için solucan ve ölü kabuklular aramakla geçirirler.
9- Deniz Faresi neden Işıl Işıldır?
Daha önce bir canlının ışıklar saçmış olduğunu görmemiş olsaydık, büyük ihtimalle bunun canlı bir yapı için imkansız olduğunu düşünürdük. Işıklı canlılar bizim için ancak hayal ürünü fantastik canlılar olarak var olurlardı. Ancak Allah dilediğini yaratandır. Dünyada ışıklı canlılar yaratmış ve bu muhteşem yapıyı bilimsel zeminde incelenecek bir sebep sonuç ilişkisi içine yerleştirmiştir. Bugün bilimin inceledikleri, Allah’ın yarattığı mucizelerdir:
(…) Göklerin, yerin ve bunlar arasındakilerin tümünün mülkü Allah’ındır; dilediğini yaratır. Allah herşeye güç yetirendir. (Maide Suresi, 17)

10- “Peki neden bu kadar süslü ışıklara ihtiyaç duyarlar ki?” diye soracak olursanız; bu canlının renkli ışıklarını açıklamak için ortaya atılan birkaç teori var.

Bir hipotez, parlayan renkli ışıkların bir uyarı işlevi gördüğünü, yırtıcılara geri çekilmelerini söylemenin bir yolu olduğunu iddia etmektedir. Diğerleri ise, yüksek yansıtma özelliğinin deniz faresinin siluetini deniz dibine doğru kırarak kamufle olmasına yardımcı olduğuna inanıyor.

11- Her iki durumda da, omurgalarının başarısı derinliklere ulaşan her ışık huzmesini kullanabilmesine bağlıdır. Okyanus tabanı büyük oranda karanlığa gömülmüş durumdadır. Dolayısıyla omurgalar başarılı olabilmek için –görünmezlik pelerini olarak da, uyarı olarak da– çok az ışığı bile çok verimli kullanmak zorundadır. Besin bulmanın zor olduğu derin sularda en ufak bir enerji tasarrufu dahi çok önemlidir. Ve deniz faresi, olabilecek en büyük enerji tasarrufuyla ışık üretir.

12- Allah’ın doğada yarattığı muhteşem mekanizmalar, bilim adamlarına teknolojik gelişmelerde ışık tutuyor. Diğer pek çok canlıda olduğu gibi, deniz farelerinden öğrenilenler de bilişim sektöründe kullanılıyor. Bilim adamları yaptıkları optik-iletişim fiberlerinde deniz farelerini model alıyor:
13- Deniz farelerinin vücutları bu işi çok iyi beceriyor. Biz de bu yapıyı insan-yapımı optik iletişim fiberlerinde uygulamak için model olarak aldık. Artık ışık ve veriyi aktarmak için altıgen silindirlere benzeyen bir sistem kullanıyoruz.[2]
14- Yıllarca laboratuvarda yapılan çalışmalar… nesilden nesle birikerek aktarılan bilimsel bilgi… yine de insanlar için teknolojik gelişmeye kapı açan nokta, Allah’ın doğada yarattığı muhteşem canlılardır.
 
[1] https://www.earthtouchnews.com/natural-world/how-it-works/this-rainbow-wonder-is-one-of-the-worlds-weirdest-worms/
[2] https://www.earthtouchnews.com/natural-world/how-it-works/this-rainbow-wonder-is-one-of-the-worlds-weirdest-worms/

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.