İngilizlere Brexit sonrası “üçüncü ülkelerde Türkiye ile iş birliği” önerisi

Türkiye‘de faaliyet gösteren İngiliz iş adamlarını temsil eden Türkiye’de İngiliz Ticaret Odası (BCCT) Kurul Üyesi Tayfun Uğur, Brexit sonrasına yönelik iki tarafın 3. ülkelerde ortak iş potansiyellerine işaret ederek, “İki ülke birbirinin avantajlarını kullanarak, Ortadoğu’da, Kuzey Afrika’da ve Orta Asya’da beraber iş de yatırım da yapabilir.” dedi.

Uğur, İngiltere ve Türkiye’nin Brexit sonrası ekonomik ilişkilerine ve Türk tarafının yeni ticari anlaşma beklentilerine ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

Türkiye’nin kendi bölgesinde etkin olmasının İngiltere lehine olacağına dikkati çeken Uğur, “İki ülke birbirinin avantajlarını kullanarak, Ortadoğu’da, Kuzey Afrika’da ve Orta Asya’da beraber iş de yatırım da yapabilir. İngilizlerin kendi maliyetleriyle dünyanın farklı bölgelerinde yatırım yapmaları çok zor. İngilizlerin yeni pazarlara açılma refleksleri uzun zamandır zayıfladı. Bu açık Türkiye ile kapatılabilir. Onların maliyetiyle bizim bölgede yerinde iş yapmaları zor oluyor. İngiltere’nin maliyetleri çok yüksek, kıta Avrupa’sından Fransa’dan, Almanya’dan çok çok fazla.” yorumunu yaptı.

“İNGİLİZLERİN YENİ PAZARLARA AÇILMA REFLEKSLERİ ZAYIF”

İngilizlerin uluslararası pazarlara açılma, rekabet etme ve yeni pazarlara girme mücadele etme reflekslerinin son 2-3 jenerasyonda fazlasıyla zayıfladığını veya yok olduğunu kaydeden Uğur, “Türkiye’de bu durum tam tersi. Bizde son 2-3 jenerasyonda bunu yapabilecek potansiyel oluştu. İngiliz şirketelere benim söylediğim, siz de teknoloji var süreçler profesyonel düzeyde iyi işliyor, proje yönetimi iyi. Türkiye’de de bölgesel ilişkiler kuvvetli ve şantiye işlerindeki iş gücümüz daha hesaplı düşük maliyetli.” şeklinde konuştu.

Uğur, İngilizlerin Türkiye’yle daha geniş bir coğrafyada ortaklıklar kurup yeni işler yapabileceğini vurgulayarak, şantiye gerektiren işlerde Türkiye’nin avantajlarını İngilizlerin çok rahat kullanabileceğini, Türklerin de teknolojik eksikler, oturmuş proje yönetimi, uluslararası standartlar ve referans gibi konularda İngilizlerden faydalanabileceğini söyledi.

“İKİ ÜLKE DE AB İLE İLİŞKİSİNİ İYİ KONUMLANDIRMALI”

İki tarafın da Brexit sürecinin tamamlanması sonrası yeni bir ticaret anlaşması konusunda AB ile olan ilişkilerini iyi konumlandırması gerektiğini kaydeden Uğur, şunları söyledi:

“Bizim İngiltere ile olan ilişkimizin kazan kazana dayalı olabilmesi için bu iki tarafın da oturup konuşmasının dışında her tarafı ayrı ayrı etkileyen Avrupa ilişkileri çok önemli. Bu diyaloğu iyi anlamak lazım. Ben İngiltere tarafını iyi bildiğim için özellikle Margaret Thatcher’den bu yana yani 40 senedir hükümetler ağırlıklı olarak Londra’daki finansal hizmetlere yatırım yaparak İngiltere’yi bir servis ülkesi ve finansal hizmette bir dünya lideri olarak konumlandırmaya çalıştı.
Bu sürede, Manchester, Birmingham Sheffield civarlarındaki klasik İngiliz üretim sanayisi, mühendislik ve teknoloji birikimi göz ardı edildi. Yeni gelen hükümetler şimdi tekrar geriye dönüş yapıyor. Son hükümet Avrupa’dan ayrıldıkları zaman Londra’nın Avrupa’da ne derece finans merkezi olabileceğinin farkında. Dolayısıyla Orta ve Kuzey İngiltere’de sanayi ve teknoloji yatırımlarına ağırlık veriliyor.”

Uğur, İngilizlerin son 40 yıldır Avrupa ile iş yapmaya alıştıklarını, ülkedeki orta ve küçük ölçekli işletmelerin neredeyse hepsinin gümrüksüz ve birçok mevzuattan muaf şekilde Avrupa’yla çalıştığının unutulmaması gerektiğini vurguladı.

TÜRKİYE, İNGİLİZ EKONOMİSİ İÇİN HEP İLK 10’DA

Türkiye’nin, İngiltere dış ticaret hacmindeki beklentiler içinde her zaman ilk 10 ülke içinde yer aldığını belirten Uğur şunlara dikkati çekti:

“Türkiye ile olan iş hacimleri Hindistan’la olandan fazla. Enteresan olanı bizim dış ticaret fazlası verdiğimiz ender ülkelerden birisi. Bizim ikili ticaret anlaşmamızın netlik kazanması açısından şöyle bir handikap var. Bir tanesi İngiltere resmi olarak 31 Ocak itibarıyla AB’den ayrıldı ama bunun bir geçiş dönemi var, bu yılın sonunda bitiyor. Kağıt üzerinde çıktılar ama günlük işlemlerin halledilmesi, gümrükte yaşananlar, girdi-çıktı ve ticari mevzuat gibi konular açısından 31 Aralık’a kadar geçiş süreci söz konusu.

İkincisi, Türkiye’nin AB ile Gümrük Birliği yapmasından bu yana burayla olan ticari ilişkisinde eşit bir konumda olmadığını düşünmesi. Genel durum itibariyle revize isteniyor. İki ülke arasındaki ticaret anlaşmasının netlik kazanabilmesi için Brexit sonrası İngiltere’nin Avrupa’yla nasıl anlaşacağı, Türkiye’nin de AB ile olan anlaşmasını nasıl revize edeceği önemli etken olacak.”

Uğur, iki tarafın da bir kolunun Avrupa ilişkisi yüzünden bağlı olduğunu belirterek, İngiltere’nin de Türkiye’nin de ayrı ayrı ticaret hacimlerinin yarısını oluşturan Avrupa ilişkisinin kolayca kenara bırakılamayacağını aktardı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.