Evrime inanmamanız için 10 neden

Tek bir proteinin tesadüfen oluşamayacak kadar kompleks olduğu 21.yy’da bulunmuştur. Proteinler oluşurken aminoasitlerin belirli bir sırada, sayıda olması ve sol elli olması gerekmektedir. Bu da bize üstün bir aklın müdahalesini göstermektedir.

Tek bir proteinin oluşması için, DNA gerekmektedir. Protein DNA’da oluşmaktadır. İkisinin aynı anda var olması gerekmektedir. Evrimcilerin dediği gibi, süreç içerisinde farklı zamanlarda oluşmaları mümkün değildir.

Canlılığın dönemlerini incelediğimizde 3,9 milyar yıl önce ilk canlı olan siyanobakteriler kompleks olarak hayata başlamıştır ve dünyanın yıllık %60 oksijen ihtiyacını karşılamaktadır. Günümüze kadar hiç bir değişiklik uğramamıştır.

Kambriyen Dönemi’nde; bundan 550 milyon yıl önce şuan gördüğümüz canlı filumlarının neredeyse tamamı aniden hiç bir atası olmadan meydana çıkmıştır. Tek bir hücreden evrimleşerek çoğalan canlıları değil, tam tersi, aniden ortaya çıkıp, nesli tükenen canlıları görmekteyiz.

Çok hücreli ilk canlılardan olan trilobit gözüyle evrimin hiç yaşanmadığını bizlere gösteriyor. İlk göze sahip olan canlı 3000-5000 arası merceğe sahip. Gözleri kalkit kayasından ve çift mercek sistemine sahip. İlk gözün bu derece mükemmel olması evrimle kesinlikle bağdaşmamaktadır. Evrimciler, ilkelden gelişmişe doğru bir grafik olması gerektiğini savunurlar, fakat ilk göz olan trilobitin gözü, şuana kadar yaşayan her canlıdan çok daha kompleks bir yapıya sahiptir.

Paleontoloji Bizlere fosillerle evrimin hiç yaşanmadığını canlıların ilk var olduğundan beri morfolojik olarak hiç değişmediğini göstermektedir.

Genetik biliminin  gelişmesi ile canlılardaki bilgi bankası DNA’nın evrimle tesadüfen meydana gelemeyeceği anlaşıldı. İnsan DNA’sının 3,2 milyar harften oluştuğu ve bu bilgilerin 500 sayfalık 1000 ciltlik kütüphaneye denk geldiği bulundu.

Canlılardaki indirgenemez sistemlerin varlığı da evrimi yalanlamaktadır. Çünkü kompleks bir sistem içerisinde sadece küçük bir parçanın çalışmaması bile o mekanizmayı çalıştırmamaktadır. Örneğin, akciğerde sülfat olmasa 1,5 dakika içerisinde ölüm gerçekleşir. Akciğerin zaman içerisinde var olması, parçalarının yavaş yavaş evrimleşmesi, akciğerin çalışmamasıyla ve hatta canlının ölümüyle sonuçlanacaktır. Bu da her canlının bir anda yaratıldığını bizlere göstermektedir.

Mutasyon canlı DNA’nın %99 zararlı ½1 etkisiz, bir işlem yaptığı Fransız Bilimler Akademisi tarafından açıklanmıştır. DNA gibi kompleks bir yapıya herhangi bir rastgele müdahale onu ancak bozabilir, ona yeni bir bilgi eklemez, o canlıya yeni bir özellik kazandırmaz.

Doğal seleksiyon’un evrimleştirici, bir mekanizma olmadığı genetik bilimiyle anlaşılmıştır. Örneğin hızlı koşan ceylanlar, aslan sürüsünden kaçabilir fakat hızlı koşan ceylanlar zaman içerisinde daha farklı bir canlıya dönüşmez örneğin, çitaya dönüşmez. Doğal seleksiyon, DNA’ya yeni bir bilgi eklemez.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.