Avrupa insanlıkta sınıfta kaldı

İnsan hakları ve demokrasi konusunda kimseye laf söylettirmeyen Avrupa, insanlıkla ilgili sınavında sınıfta kaldı. Avrupa ülkeleri sınırına dayanan insani trajediyi eli kolu bağlı seyrederken, Yunanistan ise çözümü şiddete başvurmakta buldu. Yunanistan sınırını geçmek isteyen göçmenlere Yunan askerleri ateş açtı. Şimdiye kadar iki göçmen hayatını kaybederken onlarca kişi yaralandı…

Arap Baharı’nın yol açtığı halk ayaklanmaları, 2011 yılının Mart ayında Suriye’ye de sıçradı.

Suriye’deki Esad rejiminin, gösterileri askeri şiddetle bastırmaya kalkışması, Türkiye’ye başlayacak kitlesel göçün ilk işaret fişeği oldu. 29 Nisan 2011 tarihinde can derdine düşen 400 dolayındaki Suriyeli Türkiye’yi ana kucağı gibi görmüştü. Hatay’ın Yayladağı ilçesindeki Cilvegözü sınır kapısına yönelen ilk kafile Türkiye’ye tereddütsüz kabul edildi. 2011 yılındaki göç dalgası 10 bin kişi ile sınırlı kaldı. Esad yönetimi 2012 yılının bahar aylarında askeri operasyonlara yönelince Türkiye’ye yeniden akın başladı ve sayı 25 bine çıktı. Bu göç bir anlamıyla Suriyeliler için Arap Baharı’nı sonbahara dönüştürüyordu.

MÜLTECİ SAYISI GÜN GEÇTİKÇE ARTTI

Resmi rakamlara göre Türkiye 3,7 milyon mülteciye ev sahipliği yapıyor. Türkiye dünyada en fazla mülteci ağırlayan ülke konumunda. Bu kişilerin 1 milyon 657 bin 936’sı (yüzde 46,21) 0-18 yaş arası çocuklar oluşturuyor. 0-18 yaş arası çocukların ve kadınların toplam sayısı ise 2 milyon 515 745 kişi. Türkiye en fazla sığınmacı barındıran ülke olarak dikkat çekerken mülteciler için en fazla parayı harcayan ülke oldu. Suriyeli sığınmacılar için Türkiye’nin harcadığı para 40 milyar doları buldu.

AVRUPA’NIN VERDİĞİ SÖZLER HAVADA KALDI

Avrupa Birliği (AB) ile Türkiye arasında 2016’da imzalanan ‘Mülteci Geri Kabul Anlaşması’ gereği Türkiye’ye taahhüt edilen 6 milyar Euro’nun yarısı bile ödenmedi. Şimdiye kadar ödenen para sadece 2.6 milyar Euro seviyesinde kaldı.Türkiye’de 3.5 milyonu Suriyeli olmak üzere yaklaşık 4 milyon göçmen ve mülteci yaşıyor. AB’nin taahhüt ettiği parayla mültecilerin ve göçmenlerin yaşam koşulları iyileştirilecekti. Türkiye’nin tüm uyarılarına rağmen AB anlaşmanın gereğini hâlâ yerine getirmiyor. ‘Mülteci Geri Kabul Anlaşması’ gereği Türkiye, kaçak yollarla Yunanistan’a geçen göçmenleri geri alacak. Türkiye’nin geri aldığı mülteci sayısı kadarını da AB üye ülkeleri Türkiye’den kabul edecekti.

SÖZ VERDİKLERİ PARA STK’LARA GİDECEKTİ

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın mültecilerle ilgili olarak yaptığı konuşmalarda sık sık vurguladığı gibi AB’nin taahhüt edip de yerine getirmediği maddi yardımlar devletin kasasına değil doğrudan Kızılay, AFAD başta olmak üzere STK’ların kasasına girecekti. Ama bu da olmadı. AB Türkiye’yi her seferinde oyalama taktiğine başvurdu. Bir yandan Türkiye’ye sığınmacılara kapılarını açtığı için övgüler düzen Avrupa devletleri, diğer yandan ortaya koyduğu söylemlerle sınırları açmamasını söylemekten de geri durmadı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuyla ilgili olarak yaptığı son açıklamalar tarihe not düşecek cinstendi: Size 1 milyar avro göndereceğiz.’ diyorlar. Kimi aldatıyorsunuz? Bizatihi bu parayı da istemiyoruz. 40 milyar doları harcayan Türkiye Cumhuriyeti, onların vereceği parayı da bulur…

TÜRKİYE MÜLTECİLERE ANA KUCAĞI OLDU

Türkiye ilk göç dalgasından bugüne mülteciler için ‘ana kucağı’ oldu. Elden geldiğince mültecilerin yaşam koşullarını düzeltmeye çalıştı. Mülteci çocuklarının giyimlerinden, yiyeceğe, eğitimden sağlığa kadar hemen her alanda seferber oldu. Bu konuda Türkiye’de hizmet veren STK’lar da üzerine düşeni fazlasıyla yaptı.

BLÖF DEĞİL SOSYO EKONOMİK GERÇEKLİK

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmalarında sık sık Avrupa’nın iki yüzlülüğünü dile getirdi. Dahası, bu politikalara devam edildiği takdirde sınırların açılacağında tereddüt gösterilmeyeceğini söyledi. Avrupa bu sözleri blöf olarak değerlendirdi, umursamadı ve gereğini yapmakta herhangi bir insani titreşim göstermedi. Oysa bu sözler blöf değil sosyal ve ekonomik gerçeklere karşılık geliyordu. Avrupa’nın yüzleşeceği insani dram kapıdaydı.

AVRUPA’NIN İNSANLIKLA YÜZLEŞTİĞİ AN

İdlib’de 33 Mehmetçiğin şehit olması Türkiye-AB ilişkilerinde mülteciler meselesinin kırılma anını oluşturdu. Şehit haberlerini klasik başsağlığı mesajlarıyla geçiştiren Avrupa kapısına dayanacak olan insani dram ile yüzleşmesinde geriye sayım başladı. Türkiye, ülkesinde bulunan mültecilerin kendi iradeleri doğrultusunda Avrupa’ya gitmek isteyenler için sınır kapılarını açacağını duyurmasıyla deyim yerindeyse Avrupa’nın etekleri tutuştu!

YUNANİSTAN’DA GÖÇMENLERE MÜDAHALE

Türkiye’nin kapılarını açma kararının hemen ardından çeşitli illerden Avrupa’ya gitmek için yola çıkan göçmenler deyim yerindeyse Edirne’ye akın etti. Yunanistan’ın Pazarkule Sınır Kapısı’nı kapatmasının ardından en fazla yoğunluk, sınır kapısı çevresinde görülmeye başlandı. Sınır kapısı çevresinde bekleyen bir grup göçmenin bu sabah sınırı geçmek istemesi üzerine önlem alan Yunan güvenlik güçleri, ateş açtı. Silah sesleri duyulurken, TOMA’dan tazyikli su sıkan Yunan güvenlik güçleri, gaz bombaları ile göçmenlere müdahale etti. Deniz yoluyla Yunan adalarına gitmek isteyen göçmenleri ittiren Yunan sahil güvenlik birimlerinin botu geri ittiği fotoğrafları ajanslara düştü.

YUNANİSTAN SINIRINDA İKİ GÖÇMEN ÖLDÜRÜLDÜ

Yunanistan sınır kapısına giden göçmenlere uygulanan insanlık dışı muamele had safhaya ulaştı. Edirne Valiliği, Yunanistan polis ve sınır birliklerince ses, sis, gaz bombaları, plastik mermi ve gerçek mermiler kullanılarak açılan ateş sonucu bir göçmenin öldüğünü, 5’inin yaralandığı duyurdu. Yunanistan’ın uyguladığı şiddetten daha sonra bir göçmen daha nasibini alarak hayatını kaybetti.

EKSİ İKİ DERECEDE BEKLEYEN ÇOCUK VE KADINLAR

Şimdi sınırda bekleyişini sürdüren kadın, erkek, yaşlı ve çocuklar, geceleri -2 dereceyi bulan soğukta yaşama tutunma mücadelesi veriyor. Türkiye tamponda bekleyen kalabalıklara insani yardım malzemesi sağlamaya devam ediyor. Avrupa ise Yunanistan pratiğinde olayı seyretmekle, daha doğrusu askeri önlemlerle savuşturmak istiyor. Sınır kapısında yaşanan insani dram, sadece dünyanın değil Avrupa’nın özel tarihinde büyük harflerle yerini alıyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.